Dinimizde miras nasıl paylaşılır? Din gereği miras paylaşımı nasıl olmalıdır? İşte dinimize göre miras ve paylaşımı hakkında bilinmesi gerekenler…

Miras hukuk kapsamında ölen bir kişinin geride kalan kişilere mal varlığının bırakılmasına denir. Ancak usul ve ölçü ile belli bir kişi grupları varsa adil dağıtılması doğru olacaktır. İslamda ise adı feraiz ilmi olarak geçer. Miras hukuku kapsamında dinimizde kimlere ne kadar bir pay ölçüsü uygulandığı belirtilmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de ölen kişinin geride kalan sağ kişilerine yönelik üç ayet bulunuyor. Bu ayetler ayrıca İslam miras hukukunun temel ölçüsü ve esaslarını ifade etmektedir. Hz. Peygamber efendimiz de feraiz ilminin çok iyi öğrenilmesi ve öğretilmesini buyurmuştur.

İslam’da mirasçı olmanın bazı şartları bulunuyor!

İslam bakımından kan bağı ve evlilik bağı olması gerekiyor. Ölen kişinin arkasında bırakmış olduğu mal ve haklar içerisinden bazı masraflar çıkarılır ve borçları bir sıra halinde ödendikten sonra vasiteninin de terikenin üçte birini geçmemesi kaydıyla yerine getirili ve mirasçılara intikal edilir.

En çok merak edilen kadın ve erkek miras dağılımı nasıl olmalı?

Nisa suresi 11 ve 12. ayete göre erkek çocuklarına iki hisse ve kız çocuğuna bir hisse düşmektedir. Peki bu adaletsizlik mi?

İslamiyet doğmadan önce Araplarda kadınların sabit veya belli bir miras hakkı bulunmuyor ve keyfi durum söz konusuydu. İslamiyetle beraber kadına toplum içerisinde hak ve yer kazandırılarak miras ayetleriyle beraber alacağı hisseler belirtilerek keyfi durum kaldırıldı.

Dinimizde kadınların değersiz sayılması söz konusu değildir. En değerlimiz kadınlarımızdır. Bu bakımdan bazı ayetler dikkatli bir şekilde ve bir bütün olarak incelendiğinde kadınlara adalet bakımından bir haksızlığın yapılmadığı ve bir adaletsizliğin söz konusu olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Kalan miras içerisinden kadına erkeğin yarısı kadar hisse verilmesi belirtilmiştir. Ancak bu durum bir kaide olarak algılanmamalıdır. Bazen erkek ve kadına eşit hissede verilebilir.

Ancak erkek ve kadın arasında, kadınlara erkeklere düşen hissenin yarısı verilmesi için bazı haklı sebepler bulunuyor.

Bu sebepler içerisinde anne, eş, kız çocuk veya kış kardeş ile kadınların geçimleri kendilerine değil, baba oğul çocuk veya koca gibi kişilerin sorumluluğunun altında olarak belirtilmiştir. Kadın kendi dışındakilerin geçiminden sorumlu olmaması bilinir ve erkeğin kendisiyle beraber eş, kız kardeş annesi gibi geçimlerden sorumludur.

Ayrıca dinimizde kadınların mal konusunda serbest olduğu ve kadınların zengin olsa bile aile giderlerinden zorunlu ortak olma gibi bir sorumluluğu olmadığı belirtilir. Bu bakımdan kadının serveti erkeğe göre bir haksızlık doğurduğundan, erkeğin yarısı kadar hisse alması daha doğru oluyor.

Kadınların boşanması durumunda aldıkları tazminat olan mehir, erkeğin ödediği bir tazminat olup, kadınların bu gibi bir tazminat ödeme zorunluluğu veya borcu bulunmuyor.

Bunların yanı sıra kadınların boşandıktan sonra, barınma, giyim, gıda gibi masraflarını erkekler yani kocaları karşılamak zorundadır. Kadınların ise böyle bir zorunlulukları yoktur.

Pek çok mali sorumluluk erkeğe yüklenmiş ve kadınlar avantajlı olarak görülmektedir. Bu bakımdan üçte ikisi erkeğin biri kadına dağıtılması uygun görülmüştür.

Kaynak : Emlakdanismanlari.com






_________________________________________________________________________________________________

UYARI: Web sitemiz üzerinde bulunan tüm yazılar, görseller ve tüm materyaller Emlakdanismanlari.com 'a aittir. Kaynak belirtilmeden site içeriği kopyalanamaz, alıntı yapılamaz, başka yerde yayınlanamaz.

Konu Hakkında Emlak Danışmanlarımız'dan daha fazla bilgi almak için Soru sorabilir, veya görüşlerinizi yorum yaparak paylaşabilirsiniz.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi buraya giriniz