İmar Affı Barışına Mahkemeye İtiraz

/ 2 Haziran 2018 / 421 / yorumsuz
İmar Affı Barışına Mahkemeye İtiraz

İmar Affına İtiraz

8 Haziran 2018 itibari ile vatandaşların hizmetine sunulan imar barışı çok sayıda tartışmayı da beraberinde getirmeye devam ediyor. Hemen hemen 500 bine yakın vatandaşın yararlanmak istediği af sayesinde insanların belirli tarihten önce mevzuata aykırı olarak yapmış olduğu ev veya iş yerleri konusunda ceza almamaları da mümkün kılınmıştı. Bu muaf olmanın yanı sıra konutların yıkılma kapsamından da çıkarılmasından ötürü farklı görüşler ortaya çıkmaya başladı. Şehir Plancılar Odası’nda kendi resmi sitesi aracılığı ile yaptığı açıklamada bu konunun anayasaya aykırı hükümleri nedeniyle iptal edilmesini istemiş ve affın geri kaldırılmasını talep etmişti.

Anayasa Açısından Sorun mu?

Çok sayıda madde ile başvurularının nedenlerini açıklayan Şehir Plancılar Odası bu konunun Danıştay Başkanlığı’na götürülmesini de uygun görmüştü. İmar affında yer alan düzenlemelerin anayasayı ihlal edip etmediği kararı farklı kurumlar tarafından verilecek olsa da söz konusu olan maddelerin ve bu maddelerin içerdiği koşulların epey dikkat çekeceğini şimdiden söylemek mümkün. İmar barışından yararlanmak isteyen 500 bin vatandaşın sene sonuna kadar bu rakamı daha üst noktalara çekmesi beklense de verilecek aksi bir karar neticesinde yapılmış olan bütün başvuruların da iptali söz konusu olacak gibi gözüküyor. Şehir Plancılar Odası’nın yaptığı açıklama ve ihlal edildiğini düşündüğü maddeler ise şu şekilde;

06.06.2018 tarih ve 30443 sayılı Resmi Gazete`de yayınlanan “Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar” hakkında tebliğin öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve takiben iptaline,  tebliğin dayanağı olan ve 11.05.2018 tarih ve 7143 sayılı yasa ile kabul edilen 3194 sayılı İmar Kanunu`nun geçici 16. maddesinin, Anayasaya aykırılığına ilişkin iddiamızın Anayasa Mahkemesi`ne iletilmesi suretiyle, iptaline karar verilmesi talebiyle Danıştay Başkanlığı`na başvuruda bulunulmuştur.

Söz konusu yasal düzenleme ile İstanbul Tarihi Yarımada`nın bir bölümü, Boğaziçi Kanunu ile tanımlanan Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi`nin bir bölümü ve Çanakkale Gelibolu Tarihi Alanı dışında kalan ülkedeki tüm tarih, kültür ve tabiat varlıklarında, orman alanlarında, kıyı alanlarında, nitelikli tarım arazilerinde yapılan tüm kaçak yapıların affı öngörülmektedir.

Bilindiği üzere Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü başlıklı 11. maddesinde “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasa`ya aykırı olamaz.” denilmektedir.  Buradan hareketle, söz konusu tebliğ ve dayanağı olan yasal düzenleme incelendiğinde;

Anayasanın, “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır” şeklindeki Tarih, Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması başlıklı 63. Maddesine;

Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyması ve tedbirleri alması gerektiğini; Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemeyeceğini; orman sınırlarında daraltma yapılamayacağını belirten Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi başlıklı 169. Maddesine;

“Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” şeklindeki Kıyılardan Yararlanma başlıklı 43. Maddesine;

Devletin, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek ile görevli olduğunu belirten Tarım, Hayvancılık ve Bu Üretim Dallarında Çalışanların Korunması başlıklı 45. Maddesine aykırıdır.

Ayrıca, “Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar” başlığıyla 06.06.2018 tarihinde yayımlanan tebliğ ve dayanağı olan yasal düzenlemede yer alan, “Yapının depreme dayanıklılığı ve yapının fen ve sanat norm ve standartlarına aykırılığı hususu yapı malikinin sorumluluğundadır” şeklindeki hüküm nedeniyle, Devletin vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlama görevini tanımlayan; ”

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler” şeklindeki Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması başlıklı 56. Maddesine aykırıdır.

Belirtilen tüm bu nedenlerle, Odamız tarafından, kaçak yapılara ilişkin yürürlükte olan yasalarda tanımlanan yaptırımları uygulamak bir yana; kamu yararı gözetilmeden ülkedeki tüm korunması gereken alanlara, halk sağlığını tehlikeye atma pahasına affeden tebliğ ve dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ve alıntılanan diğer Anayasa hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle, ilgili tebliğin herhangi bir maddesinin değil tamamının iptali talep edilmesi talebiyle, Danıştay Başkanlığı tarafından konunun değerlendirilerek Anayasa Mahkemesi`ne iletilmesi için dava açılmıştır.

Anayasaya ve ilgili imar mevzuatına aykırı, kamu yararı ilkesini hiçe sayan, kamusal alanları, doğal değerleri, kıyıları, orman alanlarını, tarım arazilerini ve halk sağlığını tehlikeye atan bu yasal düzenlemenin takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine saygılarımızla arz ederiz.

TMMOB Şehir Plancıları Odası

Kaynak : Emlakdanismanlari.com


_________________________________________________________________________________________________

UYARI: Web sitemiz üzerinde bulunan tüm yazılar, görseller ve tüm materyaller Emlakdanismanlari.com 'a aittir. Kaynak belirtilmeden site içeriği kopyalanamaz, alıntı yapılamaz, başka yerde yayınlanamaz.

Konu Hakkında Emlak Danışmanlarımız'dan daha fazla bilgi almak için Soru sorabilir, veya görüşlerinizi yorum yaparak paylaşabilirsiniz.